meziyet-i ciddiye-i fennîye

Bu site açıldığından bu yana iddiasının zayıflığından değil ama kurucusunun tembelliğinden, biraz da edebiyatın diğer türlerine olan düşkünlüğünden, biraz da o türlere olan ihanete yakınlaşan düşmanlığından akamete uğradı. Türkiye’de ve Türkçe’de bilim-kurgunun onca iyi niyete ve özenli yayına rağmen bölük pörçük kalmış halinden ötede bir araz değil olan. Fakat yine de tekrar ele alınması gerekiyor olan bitenin. Ve bu yazı da zaten onca aradan sonra başlamaya çalışacağım süreci hızlandırır umarım.

Türkiye’de bilim-kurgu ya da Türkçe’de bilim-kurgu konusunda kafamda biriktirdiğim şeylerin bir dökümünü ortaya sererek başlayayım öncelikle. Aslında modernleşme projemiz (sürecimiz) ile birlikte özellikle Modern Fransız edebiyatından Jules Verne (Ahmed İhsan) çevirileri ile şekil alan bu türün bir akım olabileceği yeri kaçırmış gibi görünüyoruz.

Jules Verne’den yapılan ilk tercüme Kaptan Hatras’ın Sergüzeşti (1877) adıyla basılır. Jules Verne’in diğer kitapları da 1886’dan 1907’ye kadar Türkçeye çevrilip yayımlanır: Merkez-i Arza Seyahat, Beş Hafta Balonla Seyahat, Seksen Günde Devriâlem, Kaptan Grant’ın Çocukları, Denizler Altında Yirmi Bin Fersah ve Deniz Feneri.

Bilimsel roman ya da fennî roman olarak 19. yüzyılda çeviri hayatına -özellikle çocuklar için- belki de daha önce hiç bu tür bir kategorileşme olmadığı bir dilin kültürel dönüşüm faaliyeti sırasında girmiş ve şöyle tanımlanmış;

Fennî Roman: Bu tür, konusunu fennî olaylardan, keşif ve icatlardan alan, ileride olması tahayyül edilen teknolojik gelişmelere yer veren, aya, gezegenlere, uzak kıta ve denizlere yapılan heyecanlı seyahatlerden bahseden roman türüydü. Fennî romanları,bir bakıma bugünün bilim-kurgu (science-fiction) romanlarının ilk örnekleri olarak değerlendirebiliriz.

Daha geniş boylu başka bir yazıya kalsın ama Fenlerin (Servet-i Fünun) dönüşmekte, batılılaşmakta olan toplumun hayal gücünü ve gündelik hayatındaki yapıp etmelerini bu kadar etkiliyor olması belki de fennî roman ve Jules Verne çevirileri için önemli bir etken olmuş. Hatta “DENİZ ALTINDA 20000 FERSAH SEYAHAT” (Ahmed İhsan) çevirisi British Museum’a gönderilecek hediye kitap olarak Sultan II. Abdülhamid tarafından seçilmiş ve sarayda mücellitlere bizzat ciltlettirilmiş.

Fennî romanların, gençlerde bilimsel faaliyetlere merak uyandıracağı ve onları “fenne alıştıracağı” yönünde bir fayda da güdülmüştür bu yayıncılık faaliyetlerinde. Ayrıca ilginçtir Ahmed İhsan’ın “Yer altında Seyahat” çevirisinin önsözüne yazdığı türden bir hassasiyet de var:

“İslam ahlâkına ve millî âdetlerimize ters düşecek zararlı Frenk romanları yerine yine fennî romanların tercih edilmesi gerektiği”

Demek ki, ahlakî bir sorun olarak da görülmüş çeviri roman hadisesi ve bilimsel romanın tercih edilmesinde belki de Jules Verne üzerinden konuşacak olursak ahlakî açıdan sakıncasız olduğu da düşünülmüş. Belki de bilimsel roman ya da edebiyatın öncelikle bilim ilkelerine göre gelişiyor olması, onu insan ilişkilerinin değil daha çok insanın kainata duyduğu merakın ve onun olağanüstülüklerinin peşinde olması ile ilgilidir, o zamanlar için.

Jules Verne çevirileri cumhuriyet öncesi ve sonrası zamanda -hatta günümüze kadar- hep çok okunmuş ve ilgi çekmiş. Bilimsel roman’dan bilim-kurgu’ya olan uzun bir yol her daim önümüzde olacak, olmakta.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.