Günaydın Kuazarlar!

Blazarlar, hiperyıldızlar ve devasa yıldız kümeleri, Alt-Ağ, Dünya’nın yörüngesi ve Türkçe ifade edebileceğimiz bir kainatın muhtemelen fraktal ve sonsuz uzayı. Türkiye’de Bilim-Kurgu Edebiyatı 100 yıllık uykusundan uyanmak üzere..

100 yıl oldu yüzünü görmeyeli..

100 yıl önce gözlerini açtığında, daha adından bile haberi yoktu BK’nın. Ütopya’ya benzer bir halde, Rüya takma adını kullanarak sağda solda dolanıyordu. Sağda solda politikaya bulanmış şekilde, yarın’ı olmayan bir dilin, yarın düşüne damlayıp duruyordu. Kıssadan hisse ya da bir nevi mesel olarak, belki de tanımsız gövdesine, ancak bir yüzyıl ilerisinin şartlarını sığıştırabiliyordu yazarlar. Jules Verne‘nin Tanzimat’ın tüm çocuklarının gözünde büyüdüğü zamanlardan bahsediyoruz, BK’nin bir tür olarak Çocuk Edebiyatı damgasını yediği zamanlardan.

Hep çocuklar ve bazen de geleceği iktidara jurnalleyenler için Edebiyat olarak Bilim sayılır mıydı? Rüya, uzun bir süre, Tanzimat yazarının kaçış yeri ve şikayet hapisanesi oldu. Ruşenî, İttihat ve Terakki‘nin Ütopyasını çizerken, arada, büyük kuleleri liman gibi kullanan uçaklardan bahsetme cüretini gösterir. Zeplin nedir asla bilmeyecektir ve Hindenburg faciasını da. Terakki (İlerleme)’nin Terakki’ye mani olduğu o sıkıntılı zamanlarda Bilim-Kurgu politik olarak kafasını bir kaç kez çıkartır, ama rüyalarına çakılır.

Rüya olarak başlayan şey, küvezde ve yoğun bakımda devam eder. Her edebi okul ya da tür, kendisi için Zaman-Makinaları icat ederken, BK Türkçe’de kendisini bir Zaman-Makinası’na koyup, gömmüştür. Durmadan, gençleşen Benjamin Button gibi, hep çocukluk yaşında yaşlı, yaşlandığında genç ve beceriksiz kalacaktır.

BK, evreleri olmadan Depresyona girmiş birine de benzetilebilir. Her türün (şiir, öykü vb.) evreleri varken, o, yazın türü olarak kendisini bağlayan Dünya’ya ancak tek bir noktadan bakabilmiştir. Ve o uzun, fantastik ve ucuz romanlarda vakit geçirmeyi tercih etmiştir. Pulp (posa) ifadesi, BK gibi bir tür için bir gerçeklik olmuştur bizde. Yayınevlerinin, çevirdikleri ya da yeniden yazdıkları kitaplara, yazar ismi koymaya bile cüret etmedikleri bir alan.

19. Yüzyıl’dan 20. Yüzyıl’a sadece EKG ekranında birkaç hayat belirtisi noktadan başka bir şey bırakmayarak geçti BK, Türkçe’de. Ne bir avuç dergi, yeteri kadar okuru oluşturabildi, ne de okurlar arasında cüretkar bilim-kurgu yazarları çıktı. Çeviri ile başlamıştı her şey ve geldiği yerde, ancak birkaç isim ve gülünecek kadar kötü bir kaç film dışında, elimizde pek bir şey yok. Aydınlanma’nın Işığı ile kör ettiği bir edebiyat türü enkazına bakıyoruz. Kâh “millet aç gezerken, icat çıkarmayın!”, kâh “sanayileşmemiş ülkede bilim, milim olmaz!” itirazları ile paso dayak yiyen bir türün nasırlaşmış yanağından.

O zaman şöyle diyelim, Bilim-Kurgusu olmayan bir dilin, asla Bilim’i olmayacaktır. Çünkü, Bilim’in o katı disiplinleri yanında, gevşek ve öngörülemez çerçevesi ile BK, Dili, okuru ve yazarı ile hayalgücünün sınırlarına doğru taşır, taşıyacaktır. Yaşadığımız ampirik, deneyimlerimize dayalı çevrenin, dışına doğru taşmayı göze alan bir edebiyat olarak BK, 21. yüzyılın en çetin çeviz türü olmaya adaydır Türkçe’de.

Ve bu sitenin amacı, kuruluş anından itibaren, bu yeni-tür için yanıp tutuşan bir avuç insana imkan sağlamaktır. Uzay Başlığı giymemiş bir Bilim-Kurgu’ya doğru..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.