Müfit Özdeş: Nostura’nın Öyküsü

Nostura, bu vahşi planı bozmak için bir UFO aşırarak dünyaya doğru yola çıkmış. Niyeti New York’da Birleşmiş Milletler binasının önüne inmek ve Kapella İmparatorluğunun askeri sırlarını içeren belgeleri Genel Sekretere sunmakmış. Fakat dünyaya yaklaşırken bir devriye koluna yakalanmış ve çatışmaya girmiş. Yanal akseleratörüne kuark emisyonu isabet eden UFO kontrolden çıkmış ve Samatya açıklarında Marmara Denizine çakılmış. Nostura canını zor kurtarmış ve yüzerek güçbela karaya çıkabilmiş.

“Ya belgelere ne oldu?”

“İşte burada abi. Su geçirmez bir zarfa koyup son anda kurtardım onları. O gün bu gündür hiç yanımdan ayırmıyorum. Bunlar takiyon motorunun planları, bunlar da formül ve açıklamaları. İşte, bunlar kuark topunun planları. Takiyon alıcı/verici iletişim cihazı, antigraviton fren ve manevra sistemi, taktik disintegratör, bu neydi… hah, uzay gemileri için lepton deflektörü, bir nevi koruyucu kalkan yani… işte, hepsi burada!”

“Ama İngilizce bunlar…”

“Ben çevirdim Lütfi abi.”

“Türkçeyi İngilizceyi birkaç yılda anadilin gibi öğrenmişsin maşallah. Nasıl oluyor bu iş böyle?”

“Biz Kapellalılar doğuştan yetenekliyizdir o konuda abi. Bir öğrendiğimizi bir daha unutmayız. Şunu tazeleyiversene…”

“Çok içtin ama!”

“İçmek zorundayım abi. Alkolsüz kalırsam etlerim çürümeye başlar, ölürüm sonra. Hadi gözünü seveyim, bir kadeh daha…”

Dünyanın havasında suyunda, Kapellalıların prrst dedikleri bir madde varmış. Biz farkında bile değilmişiz bunun, zaten bize bir zararı da yokmuş. Oysa Kapellalılar için öldürücüymüş bu madde. Kapellalıların elinde prrst zehirlenmesine karşı birkaç ay bağışıklık kazandıran bir aşı varmış ama, Nostura’nın bu aşıyı dünyada bulması ya da kendi üretmesi olanaksızmış. Neyse ki aynı işi etil alkol de görüyormuş, sürekli alındığında. Böylece Nostura, gün boyu sarhoş olma pahasına hayatta kalmayı başarabilmiş.

Lütfi Gariboğlu sandalyesinin arkalığına yaslanıyor, ellerini ensesinde kavuşturup geriniyor. Bugünlük bu kadar yeter, diye düşünüyor. Gözünün önüne Nostura’nın dört büyük votkayı sabah sabah devirdikten sonra, beşinciyi de kolunun altına sıkıştırıp, yalpalayarak meyhaneden çıkıp gitmesi geliyor. Şaşılacak bir adam. Paranoid bir kişiliği var kuşkusuz. Tomar halinde çizimlere, formüllere bakıyor yan gözle. Hani neredeyse inanacak. İngilizceyi nereden öğrendi ki acaba?

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.