İmparatorluğun kara bir kabus gibi galaksimizi kaplamaya başlaması ve yabancı yıldız sistemlerindeki halklara reva görülen zulüm, birçok aydın Kapellalı’nın vicdanını rahatsız edermiş. Myghzk 6625, yani bizim Nostura da bunlardan biriymiş. Takiyon sürücülü motorların sırrını ele geçirip tüm galaksiye açıklamayı amaçlayan gizli bir örgüte katılmış. Takiyon motoruyla ilgili bilgileri gerçekten de ele geçirmişler ve bunu galaksideki diğer zeki türlere iletmeye başlamışlar.
Kapella tarihinin en büyük ihanet örgütüymüş bu. İşin bu yönü de psikolojik olarak rahatsız edermiş onu. Ama galaksimizin geleceği açısından başka çare yokmuş.
“Kendi ırkıma ve gezegenime ihanet etmek aslında fena koyuyor bana, abi. Darkafalılık işte. Ne de olsa şartlanmışız, aynı sizler gibi. Siz de tutturmuyor musunuz herşeyden önce dünyalıyız, mühim olan insanlık diye? Oysa daha bir yığın gezegen, bir sürü zeki tür var samanyolu galaksisinde. Şerefe abi…!”
Nostura, dünyaya karşı onbeş yıldır iklim savaşı yürüten bir anagemide görevliymiş. Ay çevresinde sabit bir yörüngeye oturtulan anagemi, ayın etrafında bir dönüşünü ayın kendi ekseni ve dünya etrafındaki dönüşü ile aynı sürede, yani 28 günde tamamlıyormuş. Yani hep ayın öte tarafında kalır, dünyadan hiç görünmezmiş. Ayrıca optik dalgaboylarını ve radar dalgalarını emen bir boya ile kaplanmış, ek önlem olarak.
Kapalı ekosistemli ufak bir uzay kentini andıran anagemide altmışbin mürettebat ve binlerce operasyon aracı varmış. Bu operasyon araçlarına bizler uçandaire, UFO gibi adlar takmışız. Anagemiden kalkan UFO’lar hem istihbarat topluyor, hem de atmosferdeki süreçlere ve yerkabuğundaki güçler dengesine müdahale ederek iklimsel ve tektonik felaketler yaratıyorlarmış.
Amaç, birbirini izleyen doğal afetler yoluyla dünya gezegeninde Homo Sapiens egemenliğini sarsmak, teknolojik uygarlığı çökertmek, insanların direnme gücünü kırmakmış. Henüz onbeş yılı tamamlanmış olan bu proje toplam kırk yıl kadar sürecekmiş. Önümüzdeki yirmibeş yıl boyunca doğal afet ve felaketler giderek artan sıklık ve şiddetle dünyamızı vuracak, hatta yakında kutup buzları eritilerek kıyı kentleri ve ovalar su altında bırakılacak, dünyanın çeşitli yerlerine yüz metre, ikiyüz metre çaplı meteorlar çarptırılacakmış. Bunu sağlamak için bazı minik asteroidlerin yörüngeleri şimdiden değiştirilmeye başlanmış bile.
Sonunda iyi donatılmış bir kolonist grubu ufak bir askeri kuvvet eşliğinde dünyaya indirildiğinde, herşeyini yitirmiş ve ilkelleşmiş insanlara boyun eğdirmek zor olmayacakmış.
