VI
Lütfi Gariboğlu ter içinde uyanıyor. Müthiş bir karabasandı gördüğü. Nostura’nın anlattıklarından çok etkilenmiş anlaşılan. Hele adamcağızın öldürülüş tarzı! Nostura’nın sözünü ettiği taktik disintegratör bu mu acaba? Kötü bir düş bu, başka birşey değil. Sinirleri bozuk, ondan. Bu zamanda kimin sinirleri bozuk değil ki zaten?
Saate bakıyor, beş. Daha sabah ezanı okunmamış bile. Yorganı çekip uyumaya çalışıyor, mümkün değil. Kalkıp yüzünü yıkıyor, giyiniyor, birşeyler atıştırıyor. Oturup, aldığı notlar üzerinde çalışmaya başlıyor. Olduğu gibi kullanılamaz tabii, deli saçması çünkü. Ama orası burası değiştirilirse pekala nefis bir gerilim romanı çıkabilir.
Kafasında şimdiden birşeyler şekilleniyor bile. Bir kere, öyle yıldız imparatorluğu filan gibi zırvalıklar değil, dünyanın tek efendisi olmak isteyen hırslı bir finans imparatoru ile bir avuç çılgın bilimadamının kurduğu gizli bir örgüt olsun karşımızda. Nostura bu adamın oğlu, UFO’lar da örgütün gizli bir silahı olabilir.
Nostura babasının planını öğrenir ve karşı çıkar tabii. Adam öz oğlunun beynini yıkattırır. Nostura’ya hipnotizma yoluyla alkol bağımlılığı ve birtakım paranoid saplantılar aşılarlar. Çocukcağız kendini uzaylı sanmaya başlar. Aslında yardımcıları Nostura’yı öldürmekten yanadır, ama adam kıyamaz, ne de olsa oğlu çünkü.
Lütfi heyecanlı. Yazacağı kitabın anahatları belirlendikçe keyifleniyor. Böylesi daha iyi oldu, kimse kendisini bilim kurgu yazmakla suçlayamaz artık. Yine de birşeyler eksik gibi… Birden farkediyor neyin eksik olduğunu: Olayda kadın yok! Mutlaka bir yerlerden konuya bir de kadın kahraman katmalı. Yoksa nerede kaldı gerilim, nerede kaldı erotizm? Çılgın bilimadamlarından birinin bir kızı olsa, mesela…
Eyvah, gazeteye geç kalacak. Zamanın nasıl geçtiğini farketmemiş bile. Çizmelerini giyiyor (her yer çamur deryası çünkü) ve kabanını kaptığı gibi sokağa fırlıyor. Çevrede olağanüstü güvenlik önlemleri alınmış. Herkes heyecanlı. Tarihi Kurtuluş hamamının yanındaki düzlüğe gece ışıklı bir cismin konduğu, birkaç dakika sonra da ok gibi yükselerek gözden kaybolduğu söyleniyor. Lütfi gülüyor. Saçma. Nerede görülmüş, kentin göbeğine UFO indiği?
Lütfi gazeteye biraz gecikiyor, ama sorun değil. Kültür sanat köşesini hazırlamak en çok iki saatini alır. Artık kimsenin kültürle, sanatla uğraştığı yok zaten. Nusret’e telefon edip Nostura’yı yine kendisine göndermesini rica ediyor. Ona aşk hayatını, tanıdığı kadınları filan soracak. İşleri hızla toparladıktan sonra sandalyesinin arkalığına yaslanıyor.
Eveet, gelelim kadın kahramanımıza…
