V
Külhan duvarına yaslanmış uyuyordu Nostura. Sırtını ılık duvara vermişti. Yarısı bitmiş votka şişesini göğsüne sımsıkı bastırıyordu, uykusunda bile. Gece gibi sessiz iki gölge süzüldü içeri. Usulca Nostura’nın yanına yaklaştılar.
“Kmrot tzera per prto klk obe. Myghzk yrkanobr. Nmrt fuss planta,” dedi bir tanesi kısık bir sesle.
(Anagemi bilgisayarının Homo Sapiens basınında saptadığı referansta bahsedilen hain herif bu işte. Myghzk 6625. Demek uçandairesi düştüğünde gebermemiş.)
“Ngrt, pmrtleh,” diye sertçe yanıtladı öteki.
(Oyalanma, şunun işini bitirelim.)
İlk konuşan adam kol cebinden kalınca bir kalemi andıran bir aygıt çıkardı ve ucuyla Nostura’nın alnına dokundu.
Nostura bir an ayılır gibi oldu. Gözleri dehşetle açıldı. Bağırmaya çalıştı, sesi çıkmadı. Birkaç kere çırpındıktan sonra hareketsiz kaldı. Az sonra yüzünün hatları yumuşamaya, eriyip akmaya başladı. Yırtık pırtık giysilerin içinde fokurdayan, peltemsi birşeydi şimdi. Giysileri de tütmeye başladı ve birkaç saniye sonra alev aldı.
“Frtll,” dedi adamlardan biri.
(Haydi, gidelim artık.)
Geldikleri gibi sessizce süzülüp gittiler. Geride yere sıvaşmış, hafif hafif tüten zift gibi bir madde kalmıştı. Soğumaya ve katılaşmaya başlamıştı bile. Bir süre sonra parçalanıp unufak olacak, zerreleri vahşi rüzgarlarla gezegenimizin dört bir yanına savrulacaktı.
