No Man’s Sky

2015 yılında tanıtıldığında belki de yeri göğü inletecek, etkisi evrenin düzenine bile etki edecek bir beklenti içinde soktu oyuncuları. Fakat oyun çıktığında ise bu beklentilerin ancak evrenin diğer ucunda olabileceğini düşündürdü herkese, şikayetler arşa kadar çıktı. Aradan geçen zaman için No Man’s Sky yapımcısı Hello Games, reddit sayfasını bile kullanıcıların hakaretlerinden başka bir işe yaramadığı için kapattı, Steam ve diğer dijital oyun platformları oyunun iadesi için oyunculara yardımcı olacaklarını açıkladılar, rezillik diz boyu idi.

Aradan geçen zaman içinde oyuna bu çerçeve içinden ve biraz uzaktan bakmak durumunda olanlar için, oyunun hikayesinin ve yaratması arzulanan deneyimin pazarlama numaralarının gölgesinde kalması bir yanda dursun. Fakat zaman geçtikçe, izleyici kitlesinin de hırçınlaşması karşısında oyunun yapımcılarının kendilerini bir şey yapmak zorunda hissetmeleri belki de olumlu bir sonuç verdi (buna ek olarak oyunun pazarlama ve reklam faaliyetleri için soruşturma bile açıldığını hatırlatmakta fayda var). Oyunu bugünlerde satın alanlar ise, tüm bunların üzerine ilk çıkan oyundan biraz daha farklı bir oyun görecekler -ki bu yazıyı yazan benim için de durum bu çerçevede.

Kainatta bir ölü piksel: Oyuncu

Oyun sektörü, bilim-kurgu ile kendisine çok başka, bambaşka bir alan buldu. Hatta o eski ayrım, oyunlar sayesinde ortadan kalktı: Fantazi/Kurgu-Bilim ayrımı örneğin Final Fantasy ya da D&D kainatı için belirsiz sayılır. Oysa roman ya da hikaye için bu ayrım, türlerin kendilerine meşruiyet sağlamaları için gerekli gibi duruyor. Fakat, “yeteri kadar gelişmiş bir teknoloji büyü sayılır” diyen Arthur C. Clarke‘ın yolunda, son 10 yıldır oyunlar bu ayrımları pek takmıyor. İyi de yapıyorlar. Hatırlatmakta fayda var, oyun sektörü ya da endüstrisi, sinema gibi dev bir sektörün epey üzerinde bir büyüklüğe sahip, uzun zamandır. O anlı şanlı stüdyoların çoğunun bir de oyun departmanları var artık. Başarısız örnekleri geride bırakmış ve oldukça etkileyici bir mecra olmaya devam ediyor video oyunları.

Büyük prodüksyonlar dışında, Steam ve Gog gibi mecralarla birlikte bağımsız ve görece küçük yayıncıların, mobil platformların, Minecraft “mucizesi” ile birlikte -ki hatırlayalım bu oyunu Microsoft, 2.5 Milyar $’a satın aldı– düşünüldüğünde video oyunları endüstrisi, 40 küsür yıllık tarihinin en parlak dönemlerini yaşamakta -hele de osiloskopta sırf eğlence olsun diye doğduğunu düşünürsek. VR (sanal gerçeklik) ise önceki tüm başarısız denemeleri bir kenara bırakıp bakmamız için yeniden inşa ediliyor, edilmekte.

No Man’s Sky’ın önemi ya da en azından vaad ettiği çerçeve tam da bu noktada anlamlı. Bütün bu dünyevi işler düşünüldüğünde, dünya gezegeni dışında insan nedir, ne kadardır, ne ifade etmektedir? Belki de Batılı birey için, Mars’a koloni kurma hayali gerçekleşmeye doğru ilerlerken iki soru belirmekte. Yapay zeka/Tekillik/Robotlar sorusu ile İnsan’ın Kainattaki Yeri sorusu. Oyunlar da bu utku üzerine şekilleniyor, şekillenmekte.

Oyun, video oyunu, basitçe, estetize edilmiş ve fonksiyona indirgenmiş (amaç/süreç/yol) bir süreçler bütünü olarak karşımızda duruyor. Ve oyuncu olarak biz, oyunun bizden istediği ve sınırladığı gerçeklikteki tüm ihtimalleri denemek ile “oyun”u oynuyoruz. Oyuncu için mecranın gerçekliğinden öte, deneyimin ödüllendiriciliği ve “başarı” hissi önemli. Gerçek hayata benzeyen oyunlar, grafik açıdan mükemmel oyunlar anlamına gelmiyor, gerçek hayatın bir nevi tatbikatı olabilecek düzeyde sonuçlar barındırmaları ile buna yaklaşıyorlar sanki. GTA serisinin vaad ettiği şey, yaşantıda kişinin kendisine çok yakıştırabileceği bir şey değil, fakat “oyun” ifadesi bunu mazur gösteriyor. Tıpkı “film bunlar ya!” demek gibi. Gerçeklik algımızı tıpkı roman okurken yaptığımız gibi askıya alabiliyoruz oyun oynarken. Ve az da olsa yeniden bir gerçeklik algısı inşa ediyoruz. Kimi oyunlar bu konuda alışılagelmişin dışında bir “hayatta kalma” stratejisine mahkum ediyor bizi. Örneğin H1Z1, The Long Dark ya da Fallout 4 “Survival Modu” gibi.

No Man’s Sky, son zamanlarda moda olan hayatta kalma oyunları gibi, oyuncuyu sadece “düşman” ya da NPC’nin karşısına yerleştirmiyor. Aslına bakarsanız, oyunun tanıtımlarında geçen o “procedurally generated deterministic open universe” ifadesi en büyük NPC sayılır oyundaki, öyle bir NPC ki, yeri geldiğinde yoldaşınız, yeri geldiğinde de düşmanınız olacaktır. Öyle bir durumdadır ki bu NPC, kendisini programlayan ekip bile içinde tam olarak ne olduğunu bilememektedir. Oyuncu ve insan, bilgisayar ya da yapay zeka karşısında acizdir şimdi. Yaklaşık 600.000 satırlık bir bilgisayar kodu ile oluşturulan “rastgele” bir kainat karşısında oyuncu olarak, ancak içinde olduğumuz ve bizi saran gezegen/uzay boşluğu/uzay istasyonu ile mücadele ediyoruz. Geriye kalan boşluk ise ancak bizim orada olmamız -ya da oyunun vaad edip de gerçekleştiremediği ya da henüz gerçekleştiremediği- diğer oyuncularla anlam kazanıyor, kazanmakta. “In another sense, because the game only renders a player’s immediate surroundings, nothing exists unless there is a human there to witness it.” diyor oyunun yapımcısı.

No Man’s Sky, bu kilit ifadede kendisini diğer oyunlardan ayırıyor. Orada olup, oyuncu şahit olmadıkça ya da etkileşime girmedikçe, bir gezegendeki Plutonyum kayalarının hiç bir anlamı yok. Ancak uzay geminizin Hiper-Sürücüsü’nü yeniden şarj etmek için bir galaksi sistemindeki dev, uçan kayaları parçalamanız gerekiyor. Yani oyun, No Man’s Sky, eğer oyuncu orada olmasa da, bu oyun evrenini yaratacak şekilde tasarlanmış. Bu da oyunun yapımcılarının yapmak istediğine yakın bir gerçeklik katıyor oyuna. Oyunda ayna olmadığı için birincil şahıs (FPS) gözünden gördüğünüz dünyanın içinde kendinizin ne olduğunu bilmiyorsunuz. Bunu ancak başka bir oyuncu ile karşılaşana kadar da bilemeyeceksiniz. Eğer uzaylı olduğunuzu düşünüyorsanız, uzaylısınız, eğer insan olduğunuzu düşünüyorsanız, insansınız. Hiç bir sınırlama yok. Tek sınırlama bu küçük evren içinde bir piksel kadar önemsiz olduğunuz. Çok devasa bir geminiz olmayacak, acayip güçlü bir silahız olmayacak, büyüleriniz, gelişmiş teknolojileriniz vb. olmayacak. Kimse size “altın para / gold coin” vermeyecek bir gezegendeki bir yaratığı öldürdüğünüz için. Ölecek, tekrar doğacaksınız. Ve bir gün, sunucular (Atlas) kapatıldığında, bu devasa ve yapay kainatın sadece binde birini keşfetmiş olarak insanî bir deneyim yaşamış olacağız belki de.

Reklamlar

No Man’s Sky” üzerine 3 yorum

  1. Oyunun yeni güncellemeleri (özellikle 1.22 güncellemesi) oyuna yeni özellikler katmıyor değil. Artık herhangi bir gezegende kurduğunuz base içinde “exocraft” inşa edebiliyorsunuz. Galiba 3 çeşit exocraft var ve bunlar kaynakları toplamada ve ulaşımda büyük kolaylık katıyor oyuncuya.

    Beğen

  2. Güncelleme: No Man’s Sky eleştiri ve hakaret cehenneminden çıkıp, güncelleme üzerine güncelleme alarak güzelleşirken, destansı Mass Effect serisinin son oyunu Andromeda çoktan bir “şaka”ya dönüştü bile. Youtube alemi kaynıyor.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.