Bilim kurguya bir ölçüt

Sanatsal ya da akademik bir içeriği etiketleyebilmenin ölçütü neyle başlar neyle biter? Ölçüt ve içerik birebir tutmak zorunda mıdır? Bir kenarından ölçütü çekiştirmek suretiyle etiketlemek, içeriğe karşı yapılmış (üstelik tutarsız) bir hata mıdır?

Kısacası; The Moon (2009)  insanı insan yapan şeylerden birini didiklerken kurgusuna “teknolojik” bir malzeme eklediği için mi “bilim kurgu” olarak geçer? Öyleyse insanı insan yapan benzer başka bir şeyi didiklerken Identity (2003) teknolojiye dokunmadığı için mi “drama” olarak kabul edilir? Red Riding Hood (2011) teknolojinin kullanılabildiği bir dönemi konu alıp, gen teknolojisinden bahsetseydi yani “fantastik” değil, bilim kurgu mu olacaktı?

Ölçüt ve içeriğin birebir ya da birebire yakın tutması ve sınıflandırmanın böyle yapılması gerektiğini, bir şeylerin sınıflarının olmasının, onları benzerleriyle daha rahat karşılaştırıp daha rahat değerlendirebilmek adına da gerektiğini düşünürsek; böyle bir katılaşmaya müsait kural, elbet bilim kurgu ile fantastik olanın birbirlerinden iyice ayrıştırılması gereğini de getirir. Kafa karışıklığına (kafa sanat ya da literatür adına karışsa ne olur hem?) yer bırakmamak adına da elzemdir bu kural.  Ama kuralı katılaştırırken, sınırları da belirsizleştirmeye başlayan da budur. Sınırlardaki belirsizliğin de akıbeti belli sanki; bilim kurgunun bir tür olarak adlandırılmasındaki zorluk.

Gelip dayanılan soru net; her bilim kurgu eseri, (sözlük tanımı gereği ki en çok sözlük tanımlarını severim) aynı zamanda fantastik iken, bilim kurgu olma niteliğini neyle alır? Elbette güncel bilim ile ortak kullandığı tanımlardan, kavramlardan ya da fenomenlerden değil, güncel bilimin ile ortak kullandıklarını işleyebilme ölçüsünden. Yoksa bilimin dogması (bilimsel herhangi bir şeyin ortaya çıkıp, serpilip vardığı noktadaki kesinliğini kastediyorum), kendisinin bile sanatta işlenmesine müsade etmeyecek kadar dogmatik. Sanatın bilimi bir kenarından çekiştirerek bilim kurguyu yaratması ise o kadar güzel. O yüzden Frankestein (1994)’ın yaradılışını bilim kurgu olarak kabul etmek saçmalık oluyor ve o yüzden Dünyada Barış’ta Ijon Tchy‘nin birbirinden ayrılmış beyin yarı kürelerine dayanan hikayesi bilim kurgu kabul ediliyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.